Afrika’da Yeni Fabrikalar Kuruluyor
Göymen, özellikle Afrika ülkelerinde makarna yatırımlarının hız kazandığını belirterek, bunun doğal ancak stratejik sonuçlar doğuran bir süreç olduğunu vurguladı.
“Her ülke kendi üreticisini korumak ister. Gümrük duvarları yükselir, ithalat zorlaşır. Biz Türkiye’de güçlü bir sektörken ithalat yapılmasını istemeyiz. Onlar da istemiyor” dedi.
İhracat pazarlarında korumacılığın artmasının sektör için en büyük risk olduğuna dikkat çeken Göymen, çözümün güçlü hammadde politikasında olduğunu söyledi.

“Hammaddeye Sahipseniz Oyunun Patronusunuz”
Göymen, sektörün en kritik meselesinin yerli hammadde olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Ham maddeye sahipseniz oyunun patronu siz olursunuz. Kendi toprağınızdan aldığınız ürünü işleyip dövize dönüştürebiliyorsunuz.”
Türkiye’nin makarnalık durum buğdayında güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu, bu avantajın korunması gerektiğini ifade etti.

Kapasite Artıyor, Rekabet Sertleşiyor
Türkiye’de toplam makarna üretimi 2,1 milyon ton seviyesinde gerçekleşirken, sektörün kurulu kapasitesinin 3 milyon tonu aştığını belirten Göymen, yeni yatırımlarla bu kapasitenin 3,5 milyon tona yaklaştığını söyledi.
Bu durumun kapasite kullanım oranını aşağı çekeceğini belirten Göymen, 2026 yılında kullanım oranlarının yüzde 60 seviyelerine kadar gerileyebileceğini ifade etti.
Bu da sektör içinde daha sert bir fiyat ve pazar rekabeti anlamına geliyor.

Büyük Pazarlarda Engel Var
Göymen, Türkiye’nin “makarnayı ucuz ihraç ediyor” eleştirilerine de cevap verdi. Büyük pazarlardaki ticaret engellerine dikkat çekti:
• ABD: Yüzde 60 anti-damping vergisi + yüzde 25 ek vergi (toplam %85)
• İngiltere: Brexit sonrası kota uygulaması
• Avrupa Birliği: Yıllık yalnızca 20 bin ton kota
Göymen, İtalya’nın Avrupa Birliği içindeki avantajlı konumuna dikkat çekerek şu kıyaslamayı yaptı:
“İtalya 2,7 milyon tonluk üretiminin 2,2 milyon tonunu AB’ye satabiliyor. Biz ise sadece 20 bin ton.”
Ayrıca AB pazarında Türk makarnasına ton başına 220 Euro gümrük vergisi uygulandığını hatırlattı.
Bu tablo nedeniyle Türkiye’nin ağırlıklı olarak Afrika ve gelişmekte olan pazarlarda yoğunlaştığını belirtti.
Lisanslı Depoculukta Kalite Uyarısı
Göymen konuşmasında lisanslı depoculuk sistemine de değindi. Sistemin sektör için vazgeçilmez olduğunu ancak bazı kalite sorunlarının ihracatı olumsuz etkileyebildiğini ifade etti.
Özellikle Japonya gibi kalite hassasiyeti yüksek pazarlarda “Türk buğdayı ile üretilmiş ürün” talebi geldiğini belirten Göymen şu uyarıyı yaptı:
• Haşere problemi
• Protein ve kalite standardı farklılıkları
• Depolama koşullarındaki yetersizlikler
Bu unsurların ihracatta doğrudan kalite kaybına yol açtığını vurguladı.
Yatay depolardan gelen ürünlerde haşere riskinin daha yüksek göründüğünü ifade eden Göymen, bu konuda daha güçlü denetim çağrısında bulundu.

“Güçlü Kalmak İçin Güçlü Buğday Gerek”
Göymen, sektörün geleceğinin üç temel başlığa bağlı olduğunu söyledi:
1. Yerli hammaddeyi artırmak
2. Kalite standardını yükseltmek
3. Küresel ticaret engellerine karşı stratejik politika geliştirmek
Türkiye makarna sektörünün güçlü üretim altyapısına rağmen küresel korumacılığın arttığı bir döneme girdiğini vurgulayan Göymen, sürdürülebilir rekabet için üretim zincirinin her halkasında güçlenme gerektiğini ifade etti.

Kaynak: KentHaber27.com
Editor : Amatörce Gazetesi