Bilbao, 1990’lı yıllarda tekstil sektörünün diğer ülkelere kaymasıyla ekonomik olarak zor bir dönem yaşamıştı. Şehir yöneticileri, turizmi canlandırmak için dünyaca ünlü mimar Frank Gehry tasarımıyla Guggenheim Müzesi’ni inşa etti. 1997’de açılan müze, ilk yılında yaklaşık 600 bin ziyaretçiyi ağırladı; bugün bu sayı bir milyonu aşıyor ve ziyaretçilerin yüzde 60’ı yabancı ülkelerden geliyor. Müze, şehirde otel ve restoranların açılmasını sağlayarak ekonomik canlılığı artırdı.

Gaziantep’te ise durum farklı ama etkisi benzer. Zeugma Mozaik Müzesi, Birecik Barajı sırasında Belkıs Köyü’nde ortaya çıkarılan ve geçmişi Roma dönemine uzanan mozaiklerle şehrin tarihini sergiliyor. 2012 yılında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan müze, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredildi ve kısa sürede şehrin kültür turizmine büyük katkı sağladı.

Müzenin yapım sürecinde eski belediye başkanı Dr. Asım Güzelbey, karşılaştığı eleştiriler ve maddi zorluklara rağmen projeyi hayata geçirdi. Mozaiklerin korunması ve sergilenmesi için büyük çaba gösterildi ve bu başarı 2012’de dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından kendisine verilen Kültür ve Sanat Büyük Ödülü ile taçlandırıldı.

Dr. Güzelbey, Guggenheim Müzesi’ni gezdiğinde modern sanat müzesinin şehre sağladığı ekonomik katkıyı gözlemlediğini ve Zeugma Müzesi’nin önemini daha iyi anladığını ifade ediyor. Ancak Güzelbey, Zeugma Müzesi’nde başarılarının yeterince vurgulanmamasına da değiniyor ve başka bir ülkede olsaydı ödülün özel bir bölümde sergileneceğini belirtiyor.

Her iki müze, farklı coğrafyalarda olsalar da kültürün şehirlerin ekonomisine, turizmine ve kimliğine kattığı değeri açıkça ortaya koyuyor. Zeugma Mozaik Müzesi ve Guggenheim, kültür yatırımlarının sadece sanat değil, şehirleri dönüştüren güçlü bir araç olduğunu kanıtlıyor.
Kaynak: KentHaber27.com
Editor : Amatörce Gazetesi