Uzmanlara göre üniversite terkleri ve sınav başvurularındaki düşüşün temel nedeni ekonomik şartlar. Artan barınma ve beslenme maliyetleri, gençlerin eğitim sürecinde karşılaştığı zorluklar ve mezuniyet sonrası iş bulma konusundaki belirsizlikler, üniversiteye olan inancı zayıflatıyor.

Ekonomi İlk Sırada
Özellikle büyük şehirlerde yurt ve kira fiyatlarının yüksekliği, gençlerin eğitim planlarını doğrudan etkiliyor. Aile bütçelerinin zorlanması, üniversiteye yerleşmiş olsa bile birçok öğrencinin kayıt yaptırmamasına yol açıyor.
Bunun yanında “okuyup da ne olacak” anlayışının gençler arasında yaygınlaşması, yükseköğretim sonrası iş olanaklarının sınırlı olması ve diplomaların işe alımlarda eskisi kadar belirleyici olmaması da önemli etkenler arasında gösteriliyor.
“Tabela Üniversiteleri” Eleştirisi
Her ile üniversite açılması politikasının kalite sorununu beraberinde getirdiği yönündeki eleştiriler yeniden gündemde. Laboratuvar altyapısı yetersiz, akademik kadrosu eksik, kampüs imkânları sınırlı bazı üniversiteler, gençlerin tercihinde geri planda kalıyor.
Üniversitelerde liyakat tartışmaları ve akademik özerklik konusundaki eleştiriler de sistemin güvenilirliğini zedeleyen faktörler olarak değerlendiriliyor. Özellikle Boğaziçi Üniversitesi etrafında yaşanan yönetim ve akademik özgürlük tartışmaları, yükseköğretim sistemine dair kaygıların sembolü haline gelmiş durumda.

İşe Alımlarda Diploma İkinci Plana mı Düştü?
Özel sektörde teknik zorunluluklar haricinde diploma kriterinin eski ağırlığını kaybettiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Gıda, inşaat ve sağlık gibi teknik alanlar dışında birçok sektörde beceri ve deneyim daha ön plana çıkıyor.
Kamuda ise alım sayılarının sınırlı olması, üniversite diplomasının cazibesini azaltan bir diğer unsur. Bu durum gençlerin üniversite eğitiminin getirisi konusunda sorgulamalar yapmasına neden oluyor.
Genç Nüfus Azalıyor, Risk Büyüyor
Demografik veriler de tabloyu ağırlaştırıyor. 2000’li yılların başında yılda yaklaşık 1.3 milyon olan doğum sayısı, bugün 900 binler seviyesine gerilemiş durumda. Bu düşüş, önümüzdeki yıllarda üniversite çağındaki genç nüfusun azalacağı anlamına geliyor.
Hem yükseköğretimdeki gerileme hem de gençlerin yurtdışına yönelme eğilimi, uzun vadede Türkiye’nin üretim gücü ve nitelikli iş gücü açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Gaziantep’te Yakından Takip Ediliyor
Sanayi ve ticaretin lokomotif şehirlerinden biri olan Gaziantep’te de konu dikkatle izleniyor. Kentteki üniversitelerde öğrenim gören ya da üniversite çağında olan binlerce genç, artan yaşam maliyetleri ve iş piyasasındaki belirsizliklerden doğrudan etkileniyor.
Gaziantep iş dünyası temsilcileri, nitelikli insan kaynağının azalmasının şehir ekonomisini uzun vadede olumsuz etkileyebileceği görüşünde. Özellikle üretim ve ihracat kapasitesi yüksek olan şehirde, teknik ve akademik donanımı güçlü gençlere ihtiyaç her geçen gün artıyor.
Eğitim ve Ekonomi İç İçe
Ortaya çıkan tablo, üniversite tercihlerindeki düşüşün yalnızca bir eğitim sorunu olmadığını gösteriyor. Bu durum; ekonomi, istihdam, demografi ve gelecek planlamasıyla doğrudan bağlantılı yapısal bir mesele olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, yükseköğretimde kaliteyi artıracak, gençlerin barınma ve geçim sorunlarını hafifletecek ve mezuniyet sonrası istihdamı güçlendirecek bütüncül politikalar üretilmediği takdirde, 336 bin rakamının ilerleyen yıllarda daha da artabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye’de üniversiteye olan inancın yeniden güçlendirilmesi, yalnızca gençlerin değil, ülken geleceği açısından da kritik önem taşıyor.
Kaynak: KentHaber27.com
Editor : Amatörce Gazetesi


